Melih Aşık 22 Temmuz Köşe Yazısı

Kullanıcı avatarı
Elif_Ce
8.Seviye Üye
Mesajlar: 4792
Kayıt: 20 Ara 2009, 17:17

Okunmamış mesaj

Mahkeme kurun!
Şike soruşturması çok ilginç bir aşamaya geldi...
Biliyorsunuz... Savcılık Türk Futbol Federasyonu’na elindeki kanıtları gönderdi. Bunların bir kozmik odaya kilitlenip ancak belirli kişilere gösterilmesini şart koştu.
Garip olan şu ki... Federasyonda belli kişiler belgeleri görebilecek... Ama Fenerbahçe ve diğer kulüplerin soruşturma geçiren mensupları ile avukatları bu kanıtları göremeyecekler.
İyi de... Federasyon tarafından sorgulanacak kişiler haklarındaki belgeleri görmeden nasıl kendilerini savunacaklar? Belgelerin sahici ya da düzmece olup olmadığını nasıl saptayabilecekler? Belge hukuka uygun değilse bunu nasıl öne sürebilecekler?
Bırakın şüphelileri... Futbol Federasyonu da kanıtların hukukiliğinden emin olamaz. Çünkü bu konuda kesin kararı verecek olan mahkemedir.
O zaman... Nasıl olup da Federasyon hakikiliğine emin olmadığı belgelere göre yargılama yapacak...
Fenerbahçe kulübü dün bu belgelerin bir kopyasının kendilerine verilmesini istedi.
Oysa bu aşamada belge kimseye verilemez. Bu da mümkün değil.
Netice: Bu koşullarda Futbol Federasyonu sağlıklı bir karar veremez. Vereceği karar kimseyi tatmin etmez...
Mesela diyelim ki TFF konuyu inceledi, birilerine ceza verdi.. Ya bu kişiler birkaç yıl sonra mahkemede beraat ederse? Ya da tersi olursa.. Hesabı kim verecek?
Durum karışık... Peki ne yapmalı?
Avukat Serkan Günel yapılması gerekeni söylüyor:
- Yapılması gereken özel bir spor mahkemesi kurup bu davayı orada görmek... Topu topu 19 kuşkulu maçtan söz ediliyor... Mahkeme sıkı bir çalışmayla bu davayı bir ayda karara bağlar...
Adalete varmak için tek yol bu görünüyor...



Kıbrıs sonrası
Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs’ta herkesi mutlu eden konuşması konusunda ne düşündüğünü Onur Öymen’e soruyoruz... CHP’nin dış ilişkilerden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen diyor ki:
- Başbakan Erdoğan’la sanırım 2002 yılı sonlarında birlikte Kıbrıs’a gitmiştik... Yine böyle kesin hatlı ve kararlı bir konuşma yaptı. Kendisini tebrik ettim. Bu çizgiyi sürdürürse çok iyi olacağını kendisine söyledim... Fakat sonraki yıllarda keskin dönüşler yaptı. 2005 yılında kabul edilen Ek Protokol Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayı öngörüyordu. Neyse ki bizim de aldığımız tavır sonucu bu protokol Meclis’ten geçmedi. Bu arada Annan Planı konusunda aldığı tavır hatırlardadır.
- Başbakan’ın bu tavrı sürekli mi, yoksa siyasi bir manevra mı? Amaç Rumları anlaşmaya zorlamak için bir çıkış da olabilir mı?
- Bunu tabii zaman gösterecek... Bu arada ABD ve Avrupa’dan gelecek tepkileri de dikkatle incelemek gerekir. Eğer fazla tepki yoksa bu bir gösterge olacaktır.
- Netice?
- Başbakan yeni ve kararlı bir politikaya yöneldiyse bu iyi.. Eğer siyasi bir manevra yapıyorsa, bu halkı aldatmaya yöneldiği anlamına gelir. Kabul edilemez..



Kadın...
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Profesör Yılmaz Esmer yönetiminde yapılan “2011 Türkiye Değerler Araştırması”nın bulgularına göz atıyoruz...
Kadın - erkek eşitliği konusundaki olumsuz gelişme özellikle dikkat çekiyor.
“Kadın her zaman kocasına itaat etmeli, onun sözünden çıkmamalıdır”
Bu ifadeyi doğru kabul edenlerin oranı 1996’dan bu yana hâlâ yüzde 60’ın üzerinde.
“Bir erkeğin, birden fazla eşinin olması kabul edilebilir” sözüne katılanların oranı 1996’da yüzde 10 iken, bu yıl oran yüzde 23 olarak ölçülmüş... İşin ilginç yanı her 5 kadından biri bu düşüncede...
“Bazı kadınlar kocalarından dayak yemeği hak ediyor.”
Bu görüşe katılanların oranı 1996’da %19 imiş. 2011 bulgusu ise %30.
Çağdaş değerler ülkemizde geriye gidiyor...

“Günlük Gazete Başlıkları” sayfasına dön