KPSS ile öğretmen atama sorgulanmalı

Yurttan,Dünyadan Aradiginiz Bütün Haberleri Paylasabilirsisniz.
Kullanıcı avatarı
busem
8.Seviye Üye
Mesajlar: 4594
Kayıt: 27 May 2008, 14:09
Konum: PaTRoN

Okunmamış mesaj

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Öğretmen adayının mesleğe atanmasında sadece KPSS puanının esas alınması, öğrencilerin mesleki yeterliliğini belirlemekte yetersiz kalmaktadır dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce, öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarıyla masaya yatırılması amacıyla Antalyanın Serik ilçesine bağlı Belek beldesinde düzenlenen Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayında konuşan Bakan Dinçer, Türkiyenin on yıllar boyunca eğitimin altyapısına ilişkin sorunlara odaklanması nedeniyle, niteliğe ilişkin sorunların öncelikler sıralamasında hep alt sıralarda kaldığını söyledi.

Bundan 10 yıl önce ihtiyaç duyulan derslik, öğretmen sayısı ve okullaşma oranları gözönüne alındığında bugün eğitimin kalitesini konuşuyor olmanın umut verici bir gelişme olduğunu vurgulayan Dinçer, Elbette eğitimin kalitesinden söz ederken, doğrudan öğretmenlerimizin kalitesinden söz etmiş oluyoruz. Daha iyi bir eğitime ilişkin beklentilerimizi dile getirirken, aslında nitelikli öğretmenlere duyduğumuz ihtiyacı ve beklentiyi dile getiriyoruz. Kabul etmek gerekir ki, teknolojinin baş döndürücü gelişimini sürdürdüğü, bilgiye ulaşmanın her gün biraz daha kolay hale geldiği günümüzde öğretmene duyulan ihtiyaç azalmak şöyle dursun, çok daha artarak devam etmektedir dedi.

Öğretmenlik mesleğinin öneminin güçlü şekilde kendini hissettirdiği belirten Dinçer, bu öneme uygun adımlar atarak öğretmenlik mesleğini güçlendirmenin, öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerine yatırım yapmanın, sorunlarına eğilmenin, ülkenin ihtiyaç duyduğu ve bilgi toplumunun gerektirdiği niteliklere sahip öğretmenleri yetiştirmenin, geleceğe yönelik en büyük kazanım olacağını kaydetti.

Bakan Dinçer, büyük ve baş döndürücü değişimlerin yaşandığı bir dönemde hiç kimsenin okul yıllarında ya da meslek yaşamının başlarında edindiği bilgi ve beceriyle yetinemeyeceğine de dikkati çekti.

Öğretmenlik mesleğinde kendini yenilemenin önemine işaret eden Dinçer, şöyle konuştu:

Yaratıcı, üretken, bilgiyi hayatının içinde kullanabilen nesiller yetiştirmek gibi çok önemli bir misyonu olan öğretmenlerimizin, bu misyonu hakkıyla yerine getirmesi ne sadece bizim çabamızla ne de sadece öğretmenlerimizin kişisel çabasıyla ulaşılabilecek bir sonuçtur. Bu, çok geniş bir yelpazede ve meselenin her boyutunu içine alarak, ilgili tüm tarafları bu çalışmaya dahil ederek yapılacak bir planlamayı ve stratejiyi gerektirmektedir. Bu çalıştayı gerçekleştirmemizin en temel amacı da budur. Eğer sorunlarımızı doğru teşhis edersek, sorunlarımızın çözümü yolunda atacağımız adımlar da bir o kadar isabetli ve etkili olacaktır.

-Öğretmenlik mesleğine yapılan en büyük kötülük-

Bir öğrencinin başarısında, yeteneklerini fark edip geliştirmesinde iyi bir öğretmenin etkisinin hemen görülebildiğine değinen Bakan Dinçer, zaman zaman ülkenin sosyoekonomik durumu, yanlış siyasi kararlar ve politikalarla gençlerin öğretmenlik mesleğine duyduğu ilgi ile mesleğin öneminin gölgede kaldığını vurguladı.

Yaşanan acı tecrübelerin, öğretmenlik mesleğinin önemini bir kez daha hatırlattığına dikkati çeken Dinçer, Bu yüzden sevgi, sabır ve fedakarlıkla ilmek ilmek dokunan ve ömür boyu süren bir uğraş olan öğretmenlik mesleği ve öğretmenlerimiz üzerinden hamaset ve popülizm yapılmasını, mesleğe yapılan en büyük kötülük olarak görmeliyiz diye konuştu.

Öğretmenlerin çözüm bekleyen pek çok sorunu bulunduğunu vurgulayan Dinçer, buna karşın bir sorunu çözümlerken yeni sorunlara yol açmamak için öğretmenlik mesleğine aday öğrencilerin seçiminden, öğretmen yeterliliklerine, öğretmenlerin seçim sürecinden, sürekli mesleki gelişimlerine kadar her adımın titizlikle atılması gerektiğini kaydetti.

Cesare Pavesenin, Yaşamak uzun bir toplama işlemi gibidir, arada bir toplama yanlışı yaparsan, doğru sonucu hiçbir zaman bulamazsın sözünü hatırlatan Bakan Dinçer, öğretmenlerin yetiştirilmesinden seçimine, mesleki gelişimlerinden insan kaynakları yönetimine bu çok yönlü ve uzun zaman dilimine yayılan süreci de toplama işlemi gibi düşünmek gerektiğini bildirdi.

Dinçer, Doğru sonuca ulaşmak için sürecin tüm aşamalarını toplama yanlışı yapmadan götürmek durumundayız dedi.

-Eğitimde seferberlik-

Son 10 yılda, eğitim sistemini çağdaş yönelimlere uygun hale getirmek için birçok önemli reform ve yatırım gerçekleştirildiğini belirten Bakan Dinçer, şöyle konuştu:

Bir seferberlik ruhuyla sürdürülen ve herkesin elini taşın altına koyduğu bu büyük çaba sonucunda Türkiyenin her bölgesindeki çocuklarımız okula ve öğretmene kavuştu. Kız çocuklarımızın ve engelli çocuklarımızın eğitime erişiminde, okullaşma oranlarının yükselmesinde çok önemli başarılar kaydedildi. Öğretim programları yapılandırmacı bir yaklaşımla yenilendi ve bilişim teknolojileri sınıflara taşındı. Ancak ulusal ve uluslararası mukayeselere bakıldığında bu kadar büyük çapta yapılan yatırımların çocuklarımızın daha iyi yetiştirilmesinde arzu edilen sonucu doğurmadığı görülüyor. Bu sonuçların sebepleri incelendiği zaman, yine öğretmen gerçeği ile karşılaşılmaktadır.

Söz konusu reformların en önemli bileşeni olan yeni programların merkezden uzaklaştıkça çok az öğretmen tarafından uygulandığı, bilgi iletişim teknolojilerini kullanma konusunda öğretmenlerin kendilerini yetersiz hissettikleri görülmektedir. Dolayısıyla, eğitimde yapılan reformların ve toplumun her kesiminin fedakarca çabalarının sonuç vermesi, ancak ve ancak yapılan reformların öğretmenler tarafından güçlü bir şekilde algılanıp, sınıflarımızın kapısından içeri girmesiyle mümkün olacaktır. Öyleyse eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenlerimizi bugün olduğundan çok daha iyi yetiştirmeli, çok daha etkin yöntemlerle seçmeli ve sürekli olarak gelişimleri için her türlü imkanı sağlamalıyız.

Ülkelerin gelişim düzeyleri ile öğretmen yetiştirme politikaları arasında sıkı bir ilişki olduğuna dikkati çeken Bakan Dinçer, gelişmiş ülkelerde öğretmen yetiştirme konusunun politik anlamda her zaman gündemde olduğunu söyledi.

Eğitimin her bakımdan araştırılması, planlanması ve bu doğrultuda gerekli uygulamaların yapılmasına çok önem verdiklerini belirten Bakan Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiyede geçmişten günümüze öğretmen yetiştirme ile ilgili olumlu uygulamaların yanında, sonuçları bakımından yıkıcı, olumsuz uygulamalar da yaşanmıştır. Bunun en çarpıcı örneği ise 1970li yılların ikinci yarısında eğitim enstitülerinde uygulanan hızlandırılmış eğitimdir. Sonuç olarak eğitim sistemimizle ilgili olarak kalkınma planlarında belirlenen hedeflere ulaşılamadığı, ulaşılamayan hedefler için önlem alınamadığı, arz talep dengesinin ve kurumlar arası iş birliğinin sağlanamadığı ve ülke genelindeki dağılımın yerel ve bölgesel ihtiyaçlara göre yapılamadığı söylenebilir.

-Atanamayan öğretmenler-

Bakan Dinçer, çalıştayda Hizmet Öncesi Öğretmen Yetiştirme (Eğitim Fakülteleri ve Alan Fakültelerinin Yeniden Yapılanması), Öğretmen Atama Kaynakları, Seçme Süreci ve Yerleştirme Uyum ve Adaylık Süreci, Sürekli Mesleki Gelişim ve Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamaklarının tartışılacağını anlattı.

Son yıllarda üniversiteye giriş sınavlarında eğitim fakültelerini tercih edenlerin sayısının giderek arttığını vurgulayan Bakan Dinçer, istekli, başarılı öğrencilerin eğitim fakültelerini tercih etmeleri için neler yapılması gerektiğini değerlendireceklerini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı ile eğitim fakültelerinin işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışmasının önemine işaret eden Bakan Dinçer, öğretmen atama sisteminde, Türkiyenin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarının niteliksel ve niceliksel olarak dikkate alındığı bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini bildirdi.

Bakan Dinçer, Mezun olup atanmayı bekleyen ve halen yükseköğrenimine devam etmekte olan öğretmen adaylarının alanları ile eğitim sistemimizin ihtiyacı olan öğretmenlik alanları birbiriyle örtüşmemektedir. Bu durum öğretmen ihtiyacı açısından bir insan kaynakları planlamasının yapılmamasının sonucudur. Atanamayan öğretmen kitlesi daha fazla sayılara ulaşmadan MEB, YÖK ve eğitimle ilgili sivil toplum kuruluşlarının biraraya gelerek bu konuda hızla bir çözüm paketi hazırlama sorumluluğu bulunmaktadır diye konuştu.

-KPSS sorgulanmalı-

Türkiyede öğretmen yetiştirmenin siyasal politikalara bağlı olarak değişiklik göstermesinin bu alandaki karmaşayı daha da artırdığını belirten Bakan Dinçer, bu sorunların aşılması için öğretmen yetiştirme politikalarında bazı kalıcı düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Bakan Dinçer, Ayrıca iyi öğretmenler istiyorsak, onların da iyi öğretmenler tarafından eğitilmeleri gerekir. Bu bağlamda öğretmenlerin niteliği sorgulanırken eğitim fakültelerinde onları yetiştiren akademisyenlerin nitelikleri de sorgulanan diğer bir konu olmalıdır dedi.

Eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştiren tek yükseköğretim kurumu olmasına rağmen bugün çeşitli nedenlerle diğer fakültelerden de öğretmen alındığına işaret eden Bakan Dinçer, öğretmen yetiştirme uygulamalarındaki karmaşanın giderilmesinin, AB öğretim programlarına uyumluluk ve eğitimin kalitesinin yükseltilmesi açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.

Bakan Dinçer, şunları söyledi:

Öğretmenlerin KPSS sonucuna göre atanması da sorgulanması gereken bir diğer husustur. Biliyoruz ki farklı yükseköğretim programlarından mezun olan öğretmen adaylarının alan bilgisi ve becerisi ile öğretmenlik tutum ve değerlerine ilişkin yeterliliğini ölçmemektedir. Bu durum öğretmen yeterlikleri bakımından daha donanımlı olanların istihdamına engel olmakta ve dolayısıyla eğitim ve öğretimin kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Öğretmen adayının mesleğe atanmasında sadece KPSS puanının esas alınması, öğrencilerin mesleki yeterliliğini belirlemekte yetersiz kalmaktadır. Bu olumsuzluğun giderilmesine yönelik burada yapılacak çalışmalar büyük bir öneme sahiptir.

Aynı zamanda öğretmen atama ve yer değiştirmelerinin ülke genelinde eğitim kalitesinin yükseltilmesine imkan sağlayan ve öğretmenin mutluluğunu gözeten bir anlayış temelinde yapılması için alınması gereken önlemleri de tartışmalıyız. Öğretmenlik mesleğinin özellikle sosyoekonomik açıdan cazip hale getirilmesi, öğretmen adaylarının tercihlerini de olumlu yönde etkileyecektir. Bu bağlamda öğretmenlerin sayıca çok olmasını, mesleğin cazip hale getirilmesine engel olarak görmemekteyiz. Çünkü öğretmen sayısını ülkenin öğretmen ihtiyacı belirler. Öğretmenlerin ortak ihtiyaçlarının belirlenmesi ve yeni düzenlemelerle karşılanması, bilimsel çalışmalara yönlendirilmeleri, iş birliğine yönelik çalışmaların kolaylaştırılması, bilimsel ve teknolojik yeniliklerin tanıtılması, bilgi okuryazarlığı becerilerinin artırılması ve yeterli mali kaynak ayrılması gibi önlemlerle mesleğin daha cazip hale getirilmesi için çalışmalarımız devam edecektir.

-Öğretmenlik ihtisas mesleği-

Eğitim sisteminin niteliğinin o sistemdeki öğretmenlerin niteliğiyle doğru orantılı olduğunu vurgulayan Bakan Dinçer, bu nedenle öğretmen seçiminin titizlikle gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Doktorlara 3-4 yıllık uygulamalı eğitim sürecini tamamlamadan, Hasta sizin, buyurun ameliyat edin denilmediğini belirten Bakan Dinçer, öğretmenden de daha ilk günden tek başına bir sınıfa girip bütün sorumlulukları yerine getirmesinin beklenemeyeceğini söyledi.

Bakan Dinçer, Bu nedenle öğretmenlerin seçim sistemine ve staj dönemine yönelik uygulamalar, öğretmenliğin bir ihtisas mesleği olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak planlanmalıdır. Öğretmenin yetişmesinde ister öğrencilik döneminde, atanmadan önce veya atandıktan sonra öğretmenliği tescil edilmeden, mutlaka uzun süreli titiz bir staj uygulaması tartışılmalıdır dedi.

Öğretmenlik mesleğinin öncü rolünün güçlendirilmesine ilişkin yapılması gerekenlerin çok boyutlu, çok katmanlı ve çok ortaklı bir alan olduğunu ifade eden Bakan Dinçer, çalıştaydan çıkacak sonuçların ışığında şekillenecek Ulusal Öğretmen Stratejisi Planı ile sorunların çözümü yolunda hızlı adımlarla yol alınacağını kaydetti.

Bu arada Atanamayan Öğretmenler Platformu adına Sinem Topçal, yüksek puan almasına rağmen atanamadıklarını söyledi. Bakan Dinçer de, sorunları dinlemek için kendilerinin toplantıya çağrıldığını vurguladı.

Eğitim İş Genel Basın Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Barış Düdü de toplantıya davet edilmediklerini ileri sürdü. Bunun üzerine Bakan Dinçer, konfederasyonların toplantıya davet edildiğini belirterek, Düdünün bu konuda yanlış bilgilendirildiğini kaydetti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcanın da katıldığı çalıştay, 20 Kasımda sona erecek

“Haber Dünyasi” sayfasına dön