Anadolu Beyliklerinde Mimari Anlayış

Kullanıcı avatarı
medusa
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1639
Kayıt: 15 Ağu 2008, 15:27
Konum: Site Admini

Okunmamış mesaj

Coğrafî bakımdan büyük bir çeşni gösteren Anadolu'nun dört bucağına dağılmış olan beylikler, gerçi aynı kavmin mensubu idiler. Fakat yeri yurdu ayrı varlıklar halinde ve netice itibarile başka karakterlerde gelişerek herbiri kendi muhit ve anlayışlarına uygun eserler vermeğe başladılar. Sanatları nın çok kuvvetli mayasını Anayurttan beraberlerinde getirmiş bulunan bu insanlar, asla kopyaya yeltenmediler. Kuruluşlarının ilk yılları herhalde bu bakımdan en fazla zaaf gösterebilecekleri anlardı. Fakat bugüne kadar kalabilmiş büyüklü küçüklü sayısız eser bunun böyle olmadığını açıkça gösterir.
Memleket ölçüsünde mimarların yetişmesi, büyük eserlerin icabettirdiği masrafları karşılıyacak gibi devlet bütçesinin zenginleşmesi, senelere bağlı olduğu için, beyliklerin siyasî hayatlarının başlangıç yıllarında ortaya koydukları eserler de elbetteki bünyelerine uygun olarak küçük çapta idiler. Fakat bu mütevazi yapılar kurucularının yüksek san'at kabiliyetlerini en açık şekilde ifade etmeleri bakımından kanaatimizce büyükleri kadar ve hattâ bazı hallerde onlardan da fazla kıymet ifade ederler. Zira bunlar en tabii şekilde hiç zorlanmadan yapılmışlardır. Tesirlerden azade bir san'at heyecanı, tabiî şartlar ve malzemenin kullanış özelliklerinin icabettirdiği bir anlayışla meydana getirilen bu eserlerle, Anadoludaki Türk mimarîsinde bir yeniden başlamaya işaret edilebilir.
Selçuk yapılarını içli dışlı sarmış olan süsleme sanatı nın tahakkümünden uzak, büyük bir serbesti içinde inşa edilmiş olan bu yapılar proporsiyon san'atının en sarih misallerindendir.
Bunlardan bir kısmı, fevkalâde sade ve tabiî yapılışlarile, halk türküleri kadar mahallî., onlar kadar lirik ve tesirlidirler. Bugün dahi bulundukları muhitin evleri ile büyük bir ahenk içinde bağdaşan ve ancak karakteristik kısımlarile onlardan ayrılan bu yapılar, muhakkak ki kendi zamanlarının evleri ile de aynı beraberliği gösteriyorlardı . Bu sonuncular şu bakımdan da çok mühim sayılmak lâzım gelir ki, bugün kendilerine ait pek az iz kalmış olan o zamanın sivil mimarisi hakkında da hakikate yakın bir fikir verebiliyorlar.

“Genel Tarih” sayfasına dön