Mevlana Der ki...

Kullanıcı avatarı
eLis
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1694
Kayıt: 11 Ağu 2008, 00:57
Konum: ♫♪♫

Okunmamış mesaj

Mevlana Der ki;

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım.
Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu..
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
Gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
lezzet” kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.


Ben dostlarımı; ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya …
Kalp durur …
Akıl unutur …
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

Mevlana’dan aşka ve sevgiye dair sözler:

Ebedi olarak kalan yalnız aşktır. Bundan başkasına gönül verme. Çünkü aşktan başka ne varsa iğretidir, geçicidir…



*Aşkı olmayanlar ziyandadır, mahrumiyetler içindedir…



*Aşkın olgunluğu sevenle sevilenin birleşmesidir…



*Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız kuş gibidir… Vah ona!



*Aşk ab-ı hayattır, bu suya dal. Bu denizin her katresi ayrı bir ömürdür…



*Aşkın dalı ezeldedir, kökü ebette…



*Aşık altına benzer, bela ateşe;

Halis altın belli olur ateş içinde…



*Aklı dalgıç say…

Aşk ise bir denizdir.



*Aşksız geçen ömrü, ömür sayma…



*Sevgi oldukça sitem de olur…



*Sevgili her acıya lezzet verir…



*Sevilen kimse güzeldir…



*Seven kişi sevgiliye aykırı sözlere sağır olur…



*Aşıkın nesi var ise maşuka fedadır…



*Aşk saygıya sığmaz, ölçüye gelmez sevgidir…



*Rüzgar ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur;

Küçük bir aşkı söndürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir…



*Şehvete aşk adını koymuşsun sen.

İkisi arasındaki yolun uzunluğunu bir bilsen…



*Sevgi; bilmenin, anlamanın meyvesidir…



*Bak hele, ok uçuyor, yay gizli;

Canlar ortada da , canlara can olan gizli…



*Yürek yanmadıkça göz yaşarmaz…



*Gönlünü vermedikçe gönül bulamazsın…



*Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez…



*Dost yüzü görmeden geçen günler ya ölümdür, ya uyku…



*Bir canım, gel gör ki var yüz bin tenim,

Neyleyip, ne etsem ki ağzım sır benim…

Bunca insan var "benim" hep "ben" diyen,

Yok ki bir er, söylesin tek "ben senim"…



*Aynı ruhtan yücelen nice unsur gibiyiz,

İki can içre biriz, sonsuza yansır gibiyiz…

Bir güzel anlamı elbet olacak sevgimizin;

Bil ki sen bende ve ben sende birer sır gibiyiz…



*Sen ve ben deyişim anlatabilmek içindir,

Yok ki sen ben aramızda, gerçekte biriz…



*Kainat birbirine sevgi zinciriyle bağlanmış.

Sevgini vermeyi öğren ki gönlün anlasın;

Hepsine yer varmış…

Unutma ki dünya sevgisiz insandan korkarmış;

Ya kaçar, ya düşman olur kovalarmış…
Kullanıcı avatarı
eLis
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1694
Kayıt: 11 Ağu 2008, 00:57
Konum: ♫♪♫

Okunmamış mesaj

Gerek yok her sözü laf ile beyana.. Bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana..!!(Hz. Mevlana)
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

İslamiyet güneş gibidir,
Üflemekle sönmez
Gündüz gibidir
Göz yummakla gece olmaz
Gözünü kapayan yalnız kendine karanlık yapar

HZ MEVLANA
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

Resim

Öğrendim



Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum.

Ağladım.



Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...

Ağladım.



Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.





Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla...

Zamanla yarışılmayacağını,

Zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...



İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

Sonra da her insanın içinde,

İyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.



Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi...

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.



İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.



Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatabilmek için,

Önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.



Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,

Bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.



Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra...

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...



Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi...

Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...



Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.



Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin,

Kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.



Namusun önemini öğrendim evde...

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

Gerçek namusun, günah elinin altındayken,

Günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.



Gerçeği öğrendim bir gün...

Ve gerçeğin acı olduğunu...

Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar,

Hayata da “lezzet” kattığını öğrendim.



Her canlının ölümü tadacağını,

Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.



Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.

Olur ya...

Kalp durur...

Akıl unutur...

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur...



(Hz. Mevlana)
Kullanıcı avatarı
hAtE
5.Seviye Üye
Mesajlar: 735
Kayıt: 19 Ara 2009, 08:16
Konum: öLüm öncesi yorqunLuk var gözLerimde..

Okunmamış mesaj

Harika payLaşımlar saoLasın.
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

Söz toprakla iyice karıştı, su busbulanık geliyor. Kuyunun ağzını kapa.

.Kapat da, Cenab-ı Hakk onu yine durultsun, hoş bir hale getirsin. Gönül kuyusunu bulandıran Allah, onu elbet bir gün durultur ve manevi feyizle doldurur.

.Dileği isteği sabır elde ettirir. Sen de sabret, acele etme…

(Mevlana Celaleddin-i Rumi /Mesnevi'den beyitler)
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

İnsanlık yolunun her tarafı kanla ıslanmış;



Dikkat et de kayma!



Bu zamanda insan çalanlar altın çalanlardan daha fazla.



Duyarsın; hırsızlar sadece malı değil, aklı da çalarlar.



Tamam, kendini önemseme;



Ama dikkat et, kendini de çaldırma!



Ey Hak yolcusu!



Kendinde bir şey yoksa, düşmanı da yok sanma!



Hırsızlar altın peşinde koşuyor;



Sen de altın madenisin kendinden habersiz olma!



Ey insanoğlu!



Hazine bulursun, ama ömür bulamazsın.



Sen uğraş da kendini bul;



Kendindeki gizli hazineyi araştır! Kendini bul;



Bul, ama dikkatli ol, kendini çaldırma!



Bu Hak yolunda açıkgöz bir hırsız pusu kurmuş, seni bekliyor.



Bu hırsıza dikkat et de kendini çaldırma!







Hz. Mevlâna Muhammed Celaleddin-i Rûmî (k.s.)
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

SU OLDUĞUNU DÜŞÜN



Şimdi sen "su" olduğunu düşün.

Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez...

İnanıyorum ki gerçekten de öylesin.

Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak

Dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın.

Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...

Unutma; daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece!

Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir.

Çünkü: "Su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye" diye düşünürler...

Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!

Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar.

Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi,

Suyun durgun yerlerini bulabilmek için gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler;

Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...

Sen, hep bir su olduğunu düşün.

Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...

Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün.

Ama su gibi yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!

Sen bir su ol... Ama rahmet ol; afet değil!

Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme

Sana "felaket" denmesin!

Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!

Su, yüce Allah’ın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri...

Ve suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı,

Su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.

Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de "kıyametler" koparıcı olabileceğini unutma...

Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil!

Vadiler varken önünde ve ovalar varken yayılabileceğin; küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini

Ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.

Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe...

Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi...

Tercih elindeydi hep ve hep de "senin" ellerinde olacak...

Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için,

Sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!

Ama yapman gereken su olmak değil mi?

Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini.

Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını.

Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...

Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...

Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...

Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi,

Sen de fikrini bildireceğin kişinin "kıyıya yanaşmasını" bekleyeceksin!

Demeyeceksin; "Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!"

Demeyeceksin; "Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim.

Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!"

Keşke öyle olsaydı.

Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil...

Ağzını açıp "şelaleden dökülen suyu" içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?

Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğrasan bir ceylan gördün mü?

Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; beyni olan her yaratık gibi!

Hadi... Sen şimdi "su olduğunu" düşün ve kendini "su gibi" hisset...

Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...

Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...

Ama yine su gibi "bir küçük bardağın içine" sığdır ki kendini,

Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.

Hayat ver...

Vazgeçilmez ol!



MEVLANA
Kullanıcı avatarı
detay
7.Seviye Üye
Mesajlar: 1835
Kayıt: 25 May 2008, 11:28

Okunmamış mesaj

Resim

“Güzel Sözler ve Tebrik Mesajları” sayfasına dön