Kuram Teori Ne Demektir

Kullanıcı avatarı
busem
8.Seviye Üye
Mesajlar: 4594
Kayıt: 27 May 2008, 14:09
Konum: PaTRoN

Okunmamış mesaj

Kuram (teori), Yunanca 'theorein' fiilinden türemiş bir kavramdır ve "gözlemek,bakmak" anlamına gelir. Kavram,zaman içinde evrim geçirdi ve günümüzde 'düzenlenmiş,sistemli öndeyişler' biçiminde tanımlanabilir. Nejat Bozkurt: "Belli bir olguyu,olgu kümesini ya da durumu bağıntı ve ilişkileriyle açıklamaya çalışan kavramsal sisteme teori diyoruz.

Bilimde iyi kurulmuş bir kuramın,bir sanat yapıtı gibi,zihinsel ilgilere hitabeden ve dünya görüşümüzü etkileyen bir niteliği vardır. Bu bağlamda sanat da bir ifade biçimine dönüşmeden önce ilkin bir kuramdır. Olup bitenlere belli bir kuram açısından bakmak,alışık olduğumuz pek çok şeye yeni bir anlam kazandırır;bilgi ve anlayışımızı beklemediğimiz ölçülerde zenginleştirir. Ancak William James'in dediği gibi " Hiçbir kuram,gerçekliği mutlak biçimde dile getirmez. Bütün kuramlar, kendimizi gerçekliğe uyarlamamızı sağlayan zihinsel formlardır."

Bilindiği gibi bilim, gözlenebilen yüzeydeki olguları gözlenemeyen fakat görüntüler gerisinde varsaydığı bazı temel bağıntı ya da süreçlere inerek açıklar. Önceden kestirme,kavramsal bir şema kurma,kapsamlı ve köklü bir açıklama aracı sayılan kuram,herhangi bir alanın(bilgi,duygu) soyut ve simgesel boyutunu yansıtır. Kuramı bilimsel açıdan Claude Bernard şöyle tanımlıyor: "Kuram, akıl yürütmenin ve deneysel eleştirinin denetlenmesinden geçtikten sonra gerçekleşmiş olan bir varsayımdır. Ama bu kuramın geçerli kalabilmesi için,durmaksızın yeni olguların eleştirisine ve gerçekleşmesine sunulması ve bilimin yeni buluşlarına uygun değişikliklere uğratılması gerekir."

Kuram, belli alandaki doğa yasaları dizgesi anlamında kullanılmaktadır. Daha doğrusu bir kuram bir dizi yasa ve önermeden oluşur.

Sağlam bir bilimsel kuramın karakteristikleri nelerdir? Thomas K.Kuhn , Asal Gerilim adlı yapıtında bunlar arasında beş tanesinin önemini belirtir.

Birincisi,bir kuram doğru ve sağın olmalıdır. Bir kuramdan çıkarılabilecek sonuçlar, deney ve gözlem sonuçlarıyla uyuşma içinde olmalıdır.

İkincisi,kuram tutarlı olmalıdır;ama hem kendi kendi içinde tutarlı olmalı,hem de doğanın birbiriyle ilintili görünümlerine uygulanabilir ve yürürlükteki kabul edilmiş öbür kuramlarla da tutarlı olmalıdır.

Üçüncüsü,bir kuramın geniş bir etki alanı olmalıdır:Özellikle bir kuramın sonuçları,özel gözlemlerin,yasaların yasaların ya da işin başında kendisinin açıklamaya dönük olduğu alt-kuramların çok ötesine uzayabilmelidir.

Dördüncüsü,öbürlerine sıkıca bağlı kalarak,bir kuram yalın olmalıdır;yani kendisinin yokluğunda tek tek yalıtılmış olan ve bir takım olarak da karmakarışık bir durumda bulunan olayları bir düzene sokmalıdır.

Beşincisi,yeni bilimsel bulguların araştırılmasında verimli olmalıdır;yani daha önceden bilinenler arasında daha önce dikkate alınmamış ya da yeni olayları ortaya çıkarmalıdır.

Kısacası, bir kuramın standart denebilecek ölçütleri,doğru ve sağın olma, tutarlılık,etkinlik alanı olma,yalınlık ve verimliliktir.

Her şeyden önce doğa kavramımızda ciddi değişiklikler olduğunu göreceğiz. Eskiden bizim dışımızda,bizim bakış açımızdan etkilenmeyen,tam tersine bizim bakış açımızı belirleyen, keşfetmemizi bekleyen "nesnel" gerçek vardı. Nesnel gerçek,şimdi de var. Ama bu "nesnel gerçek" değişmez değil,bizden etkileniyor, gözlemciden etkileniyor!Kuramın gözü olur mu? Evet olur.20. yy'da nesnel gerçeğe kuramın gözüyle bakmayı öğrendik. Einstein, Güneş gibi büyük kütleli cisimlerin çevresinden geçen ışığın büküleceğini kuramın gözüyle gördü. Paul Dirac,pozitronu kuramın gözüyle gördü. Hawking ve Penrose, karadelikleri kuramın gözüyle gördü. Görüldüğü gibi konu hepten matematikten ibaret değil. Düş gücü de var,felsefe de var işin içinde.

Lewis Wolpert, Bilimin Doğal Olmayan Doğası (Sarmal yayınları-1994) adlı küçük şaheserinde şöyle der: "Bilimsel kuramları,kapsamları,tutumlulukları(ne kadar az varsayım ve yasa varsa o kadar iyidir) tutarlılıkları, kesinlikleri, sınanabilirlikleri, deneylerle desteklenebilmeleri verimlilikleriyle değerlendirilirler"

R.Feynman (1965,Fizik Nobel), doğa yasalarının iki ortak özelliğini vurguluyor:" İlk olarak,ifade edilme tarzı matematikseldir. İkincisi bunlar tam-doğru değildir. “ Bütün bunlar diğer yasalarımız için de geçerlidir;hiçbiri tam-doğru değildir. Her zaman gizemli olan bir sınır,her zaman uğraşmamız gereken bir şeyler vardır. Bu, doğanın bir özelliği olabilir veya olmayabilir,ancak, bugün bildiğimiz bütün yasalarda ortak olan bir özelliktir. Belki de yalnızca bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.”

Doğa yasaları tam doğru değil mi? O da ne demek? Bilim,kesin doğrulardan oluşmuyor mu?Bu sorularımıza yanıt bulabilmek için doğanın nasıl davrandığını görmeliyiz,anlamalıyız;en azından anlama yönünde çaba göstermeliyiz. Doğa,bizim istediğimiz gibi davranmıyor;aynı koşullar altında aynı şeyler olmuyor;şöyle olsun dediğiniz şey böyle oluyor. Feynman bile onun davranışları karşısında çileden çıkıyor ve "doğa denen zırva" diye küçümsemeye(acaba?) yöneliyor.
Cevapla

“Din Kültürü & Genel Bölüm” sayfasına dön