Kâbe, kalblerin birliğini sağlayan binadır

Dünya insanlari , kültürleri , dinleri vb. konular
Kullanıcı avatarı
Elif_Ce
8.Seviye Üye
Mesajlar: 4792
Kayıt: 20 Ara 2009, 17:17

Okunmamış mesaj

Cenâb-ı Hakk'ın isimlerinin, sıfatlarının veyahut Zâtî tecellilerinin varlıklarla irtibatı düşünüldüğünde, her varlığın belli tecellilerle meydana geldiği anlaşılacaktır.İnsan, yaratılmışlar arasında en şerefli varlıktır.

İnsanlar arasından seçilen bilhassa büyük peygamberler ise, bütün yaratılmışlar içinde husûsî tecellilere mazhar olmuş kullardır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, bu peygamberler arasında kaymak gibidir. Bu sebeple O'na kaymak', 'öz' ve 'hulâsa' mânâsına 'Mustafa' denmesi boşuna değildir. Hatta meleklerin Hz. Âdem'e 'safiyyullah' demelerinin sebebinin, Hz. Âdem'in ruhunda gizlenmiş ve zamanı geldiğinde zuhur edecek olan böyle bir saffet olduğu da söylenebilir.



makam itibarıyla makam-ı cem'in sahibi olduğundan, bütün enbiyâ-i izâmın en has varisidir. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), vazifeleri itibarıyla bütün enbiyâ-i izâma ait hususiyetleri şahsında toplamış olup, kâinattaki onlara ait mânânın bir fihristidir. Bu itibarla İnsanlığın İftihar Tablosu, 'özün özü'dür. Bu hakikatten hareketle, 'O olmasa idi, kâinat da olmazdı.' denebilir.
Bir diğer açıdan, hakîkî mânâda kâinat ve onun gerçek yorumu Efendimiz'le (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlaşılmış ve O'nun tarafından anlatılmıştır. Eğer Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kâinatın mânâsını ve kâinat gerçeğini anlatmasa, mânâlandırmasa ve yorumlamasaydı, kâinat mânâsız ve karışık bir kaostan ibaret kalacaktı.
Efendimiz'in Kâbe'yle münasebetine gelince; Kâbe, insanların kalblerinin vahdetini sağlayacak bir binadır ve insanların yanlış yere yönelmemeleri için yapılmıştır. Fakat haddizatında Kâbe, arzın merkezinden Sidretü'l-Müntehâ'ya kadar, arz yaratıldığından beri etrafında meleklerin tavaf ettiği muallâ bir yerdir. Orası bir tecelligâh-ı ilâhî ve bir metâf-ı kudsiyândır. Bu, Kâbe'nin mülk yönüdür.
Mekke ise, Kâbe'nin zarfı gibidir. Mekke, böyle yüce bir mânâya zarf olması itibarıyla büyük bir kıymet kazanmış ve mübarek bir yer olmuştur. Kâbe'yi sînesinde barındıran Mekke'ye gelişigüzel 'ana' denmemiştir. Kur'ân, onu doğrudan doğruya 'Bütün beldelerin anası' olarak isimlendirmiştir. (En'âm Sûresi, 6/92; Şuarâ Sûresi, 42/7) Çünkü bütün beldelerin Kâbe ile bir göbek bağı vardır. Ve bütün beldelere hükmedebilecek evrensel bir peygamber ancak Kâbe'de doğabilir. Dolayısıyla Kâbe gibi, Mekke de metâf-ı kudsiyân olmuş, Hz. Âdem'den bu yana bütün kudsîler hep oraya koşmuş ve onun hariminde ölmek istemişlerdir. Ehl-i tahkikin keşif ve ifadelerine göre, insanların tavaf ettiği o yerde yüzlerce peygamberin medfeni (kabri) vardır.


________________________________________________________________




“Dünya Dilleri,Dinleri,Yaşam Tarzları” sayfasına dön